Alev Alatlı
1944’de, Menemen, İzmir’de doğdum. Babam Ertuğrul Alatlı, ailesinin izini 2. Viyana kuşatmasında; “Kuşatmanın zamanının yanlış olduğunu” söyleyerek muhalefet ettiği için Sadrazam Kara Mustafa Paşa tarafından boynu vurulan Rumeli Beylerbeyi; İhtiyar İbrahim Paşa’ya kadar götürüyor.

Boynunun vurulmasına birkaç saat kala Padişah’a yazdığı mektupla; “Sadrazam Kara Mustafa’nın bu eyleminden ötürü cezalandırılmasının devletin aleyhine olacağını” yazan İhtiyar İbrahim Paşa’nın cesareti ve etiği, hiç aklımdan çıkmaz.

Ailenin her iki tarafından birinci kuşak, Balkan Harbinin o dehşet verici göç hadisesini yaşamış acılı insanlardır.

Babam askerdir, annem Fürüzan Alatlı, Cumhuriyet’in özenle yetiştirdiği at binen, Fransızca şiirler okuyan kız çocuklarındandı.

Babam Erzurum’da görevliyken, binbaşı rütbesinde İngilizce öğrenme gayretlerini unutamıyorum. Kaset yok, video yok hatta sözlük yok – yalnızca çöp bacaklı insan çizimlerinden oluşan bir Gatenby kitabı var ve babam İngilizce’yi sökmeye çalışıyor. Kimsenin nedenine akıl erdiremediği bir gayretti ama yaptı. Dil sınavında başarılı oldu ve biz “ataşemiliter” olarak Japonya’ya atandık.

Orada, “The American School in Japan” isimli bir kolejde okudum. İnanılmaz bir kabustu. Ortaokul İngilizcesi ile Amerikan Koleji. Bir yandan da Japonca.!

Döndüm ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ekonomi-İstatistik Bölümü’ne girdim. Orada, hocaların hocası rahmetli Fuat Çobanoğlu… Zamanının çok çok ilerisinde bir düşünürdü ve onu bizim sınıf öldürdü. Öylesine düş kırıklığına uğrattık ki, bize dayanamadığı için hayattan vazgeçtiğini düşünüyorum.

Ardından Amerika… Vanderbilt University, Nashville, Tennessee. Orada gördük ki, en az Amerikalı öğrenciler kadar iyiydik. O yıllar, ODTÜ’den çıkanlar ABD master programlarına sorgusuz sualsiz alınır olmuşlardı.

“Or’da kimse var mı.?” 1992’de basıldı. Bu, benim sorduğum bir soruydu ve bu düşündüklerimi sadece ben mi düşünüyorum.? diye bir soru. Gördük ki, hayır… kitap o zamandan beri her yıl sessiz sedasız yeni bir baskı yapıyor. Or’da ne çok insan varmış, meğer!

“Bu toplumda biliyor olmak mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir. Çünkü bilgi borçlandırır, anlamak zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu, onların lüksüdür. Oysa aydın, bilgilenmek gibi bir suçtan müebbeden mahkum edilmiştir.!

Alev Alatlı, Filistin davasının tanıtımına yaptığı katkılardan dolayı 1986 yılında Tunus’ta sürgünde bulunan Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası”yla onurlandırıldı. “Aydınlanma Değil, Merhamet” adlı romanıyla ise 2006 yılında Moskova’da “Mikhail Sholokhov 100. Yıl Roman Ödülü”nü kazandı. Alev Alatlı, 2014 yılında Edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü aldı.
Profil Detayları
Sosyal Medya